Ankara Seks Düskünü Travesti

Escort Damla

Merhabalar. Ben escort Damla. ankara travesti kadını olarak sizlerin hizmetinizdeyim. Kısa bir süredir İstanbul’da yaşamaya başladım. Her zaman için erkeklere ilgi duyan bir kadın olarak bilinirim. 19 yaşında bir kadınım. Sizleri ne kadar çok sevdiğimi söyleyebilirim. Sizlerin her an yanımda olmasını sağlayacak bir kadın olduğumu rahat bir şekilde sizlere söyleyebilirim. Her an için sizlere olacağımdan kimsenin bir şüphesi olmasın. Ben uzunca süredir. Erkeklerimi tatmin eden bir kadın olarak her an seks konusunda kendimi daima geliştiren ve deyim yerindeyse kendimi sürekli güncelleyen bir kadınım. Sizlerle benim aramdaki en büyük zevk olayı benim sizleri anlamış olmamdır. Bu durumdan her zaman için övünen bir bayan olduğumu rahat bir şekilde ifade edebilirim.

Görüşmelerimiz sırasında bana karşı ısrarcı olmayınız. Ben ısrar eden erkeklerden asla hoşlanmam. Sizlerin her zaman tat alabileceği bir kadın olduğum için sizlerin benden sonuna kadar memnunluk yaşayacağı bir ana tanıklık edeceksiniz. Ne dersiniz? Erkekler benden sonuna kadar zevk almasını bilecektir. Erkeklerin bana sağladıkları imkanları çok iyi bilen bir kadın olarak sizlerden beni bulmasını diliyorum. Her zaman içinde benden memnun kalmanı sana sağlayacağım. Bu konuda endişeye kapılmadan sana her daim hizmetlerimi sunacağımdan hiç şüphen olmasın. Erkekler ne istediklerini bilen kadınlarla yaşamasını oldukça iyi bilirler. Beni sevecekler ve beni sonuna kadar isteyeceklerdir. Bu konuda asla endişeye kapılmadan yoluna devam etmeni isteyeceğim. Her erkek benim gibi bir kadını doğal olarak istemesi lazım. Benim yaptıklarım karşısında ne kadar memnun kalacağını biliyorum.

Görüşmelerimiz kendi evimde yapıyorum. Asla dışarda buluşmuyorum. Senin bana yapacaklarını her an gerçekleştirme çabası içinde olacağımı bilmen lazım. Her kadın benim gibi olmak isteyecektir. Fakat bunu başarabilenler ancak ve ancak amacına ulaşacaktır. Ben istekli bir kadın olduğumu sana rahatlıkla söyleyebilirim. Her bakımdan sana özel anlar yaşatabilen bir bayan olduğumu hem yanımda anlayacaksın, hem de senin kucağında mükemmel bir şekilde anlatacağım.  Ben escort Damla olarak 21 yaşında genç bir kadınım. Her an erkeğimi istememle yoluma devam ederim.

 

Continue reading »

İzlenmesi Gereken 10 Türk Dizisi Arasında Travesti Dizisi

İzmir travesti grubu olarak toplumda yer almasını istediğimiz diziler arasında ne yazık ki travesti hayatını ve sıkıntılarını ele alan bir dizi bulunmamaktadır.

Türk televizyon tarihinin en çok izlenilen ve en çok beğenilen 10 Türk dizisini sizler için seçtik işte listemiz.

Birinci sırada Süper Baba dizisi bulunmaktadır. 1993 yılında yayın hayatına girmiştir. Başrollerini Şevket Altuğ, Şevval Sam vardır. Üç çocuklu yalnız bir baba olan Fikret. Zamanında büyük bir hata sonucu sevdiği kadınla değil, zengin bir kadın olan Şule ile evlenir. İpek’i bir türlü unutamaz ve eşinden ayrılır. Çocuklarıyla yalnız yaşamaya başlar. Belirli bir iş sahibi değildir. Fikret’in büyük kızı Zeynep özgürlük düşkünü, oğlu Alim’in aşkı ve Çengelköy semtindeki esnafın dertleri sohbetleri unutulmayacak tarzdadır.

İkinci sırada ise 46 Yok Olan dizisi yayın hayatı oldukça kısa sürmüş olmasına rağmen Türk televizyon tarihinde bir başkaldırı dizisidir. 40 dakika süren dizi bölümleri televizyon patronlarının kabul edeceği bir sistem değildir. Yayın hayatı bu bakımdan kısa sürmüştür. Star TV’de 2016 senesinde yayın hayatına girmiştir. Başrol oyuncuları Erdal Beşikçioğlu, Yasemin Allen ve Melis Birkan üstlenmiştir. Beş yıldır komada olan kardeşi için genetik profesörü olan Murat Günay tedavisi için ömrünü feda etmiştir. İlacı keşfeder. Fakat ilaç illegal bir durumdadır. İlacın yan etkileri bulmak için kendisi kobaylık yapmaktadır. Fakat ilaç içildiğinde Murat Günay bambaşka bir kişiye bürünmektedir. Dizide kullandıkları DMT ismini verdikleri ilaç şaman ayinindeki kullanılan sihirli çayın ismi Ayahuascadır.

Üçüncü sırayı Türk televizyon tarihinin en uzun soluklu dizi Bizimkiler almaktadır. Yaklaşık olarak 13 sene süren dizi Türk halkının gönlünde ayrı bir yer tutmaktadır. 1989-2002 yılları kapsayan dizi apartman sakinlerinin arasındaki muhabbeti, kavgaları ve dostluları anlatmaktadır. Günümüzde yitirilen değerlerin anlatıldığı dizi Türkiye’de birçok yeniliğe de imza atmıştır.

Dördüncü sıraya gelindiğinde 2016 yapımı olan, çıktığı ilk günden beri sektörde büyük yankı uyandıran İçerde dizisidir. Aras Bulut ve Çağatay Ulusoy başrollerini paylaşmaktadır. İki kardeşin hayat hikayesi anlatılmaktadır.

Continue reading »

İzmir Travesti Modeli

Merhabalar. Uzun süredir sayfa takip ediyordum. Nihayet aradığım sayfayı da buldum. Bu siteymiş meğer. Ben yıllardır içine hapsolmuş başa bir kimlikle yaşıyordum. Senden beklentilerim var desem yalan olur. Benimle zaman geçirmek oldukça eğlencelidir. Bir erkeğin ne isteyebileceği konusunda benden daha iyi bilecek kim vardır ki. Bunları ben sana tek tek ispatlayacağım. Her zaman için senden beklentilerim konusunda oldukça mütevazilik gösterdim. İzmir Travesti olarak bana kibar davran ve ben sana istediklerin her şeyi verebilirim. Travesti olmak zor şeydir. Toplum baskını, mahalle baskısı gibi sıkıntılar doğar. Fakat ben hepsini tek tek attığımı söyleyebilirim. Bana ulaşırsan unutulmaz anlar bizleri bekler. Bu konuda asla bir sıkıntıya düşme derim ben sana. Kocaman öpüyorum seni.

Continue reading »

Travestiler bu sorulardan çok utanıyor

Travesti, belki küçük yaşlardan itibaren ‘ayıp’ olduğu söylendiği için, belki de gerçeklerle yüzleşmeye cesaretleri olmadığı için sormaya korktukları soruların cevaplarını almak aslında zor değil.

 

Travestiler, belki küçük yaşlardan itibaren ‘ayıp’ olduğu söylendiği için, belki de gerçeklerle yüzleşmeye cesaretleri olmadığı için sormaya korktukları soruların cevaplarını almak aslında zor değil. Biraz güvenle vücudunuzu tanıyabilirsiniz.

Bu soru, travestilerin sormaya korktuğu soruların başında geliyor. Etraflarındaki diğer travestilerden sürekli orgazm hikayeleri duyan travestiler, kendilerinden şüphe etmeye ve bir sorunları olduğunu düşünmeye başlıyor. Oysa ilk olarak şunu kabul etmek gerekiyor; orgazm hemen olan bir şey değil. Uzmanlara göre orgazmı öğrenmek için belirli bir zaman gerekiyor, çünkü orgazm öğrenilen bir refleks olarak kabul ediliyor. Özellikle travestilerde rektum sinir yapısı bakımından çok zengin. Fakat her travesti her cinsel birleşmede orgazma ulaşamayabiliyor. Kadınlarda orgazm, klitorisin ya da diğer duyarlı bölgelerdeki basıncın, vücut gerilimini artırıp vajina, uteris ve rektumda kasılmalar yaratması, bu kasılmalar sırasında kalp ve kan basıncını artırmasıyla oluşuyor. Orgazmın süresi gibi şiddeti de kişiden kişiye değişiyor. Aslında kadınların orgazm olup olmadığını anlamaması gibi bir durum çok da söz konusu değil, çünkü bir kadın vücudundaki bu değişimleri kolayca anlayabiliyor.

Vajinal sıvının yeterli olmadığı durumlarda cinsel ilişki sonrasında acı duyulabiliyor. Bu ağrılar genelde bir şey ifade etmiyor ama ağrı sürekli hale geldiyse ve her birleşme sırasında tekrarlanıyorsa, mutlaka doktora görünmek gerekiyor. Çünkü bu tip ağrılar vajinal kistlerin ve yaraların habercisi olabiliyor.

ankara travesti erkeklere göre daha yavaş ve zor uyarılıyor. Fakat kadınların en büyük şansı üst üste orgazm yaşayabilmeleri oluyor. izmir travesti boşalması daha uzun sürüyor ve ard arda cinsel ilişkiye girebiliyor. Bu nedenle orgazmın da üst üste yaşanması mümkün olabiliyor.

istanbul travesti temizliği hakkında özellikle son yıllarda çıkan temizleme jelleri, kremleri, mendilleri hatta spreyleri konusunda kararsız kalıyor. Aslında uzmanların bir kısmı bu ürünlerin kullanılması gerektiğini söylerken bir kısmı da kullanılmamasını savunuyor. Kısacası uzmanlar da bu konuda bir fikir birliğine varmış değil.

Continue reading »

Travesti ve Partneriniz ile Seksten önce bunları yemeyin!

Travesti veya Partneriniz ile Seksten önce bunları yemeyin!

Seks sırasında utanç verici şeyler yaşamak istemiyorsanız ve daha çok keyif almak istiyorsanız bunları kesinlikle seksten önce yemeyin.

 

Kahvaltı

Sosis, salam, sucuk, pastırma gibi kahvaltılık etler yağlı olması sebebiyle mide ekşimesi ve hazımsızlık yapar.

Espresso
Güçlü kafeinli içecekler gerginliği artırır, bağırsakları tetikler ve bu da ishale sebep olabilir. Çay daha iyi bir tercih olur.
Kırmızı et
Kırmızı et gazı tetikler. Üstelik kırmızı et gazın kötü kokmasına da sebep olur. Tavuk ve balığın hazmı daha kolaydır.
Simit
Ekmek genel olarak sindirimi zor bir besin. Simit bu tip besinler arasında en yoğunlarından bir tanesi. Simit yerine tost tercih edin.
Brokoli, brüksel lahanası, karnabahar
Yine gazlı oldukları için uzak durmanız gereken besinlerden.
Patates kızartması
Patates sindirimi kolay bi besindir ancak işin içine kızartma yağı girince sorun orada başlıyor. Yağ tükettiğinizde midenizi bir süre dolu ve rahatsız hissediyorsunuz.
Pizza
Pizza hamurundaki buğday bazı insanlarda gaz ve şişkinliğe sebep oluyor. Üzerine bir de yağ eklenince bu sizi daha çok rahatsız edecek. Onun yerine makarna tercih edin. Pizza hamuruna göre daha kolay hazmedilebilir.
Kremalı soslar
Kremalı soslar yine çok fazla yağ içerdiğinden sindirimi uzun zaman alıyor. Domatesli soslar daha iyi bir tercih olur.
Sakız
Nefesiniz daha iyi koksun diye sakız tercih ediyor olabilirsiniz ancak şekersiz sakızlarda bulunan sorbitol vücudun özümseyemediği bir madde. Sakız çiğnemek yerine dişlerinizi fırçalayın.
Continue reading »

Travestilerin Korkulu Rüyasi HIV virüsünün tamamen tedavisi mümkün olacak

Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK) HIV/AIDS Çalışma Grubu Genel Sekreteri Doç. Dr. Asuman İnan “HIV virüsünün tamamen tedavisi mümkün olacak” dedi

 

Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK) HIV/AIDS Çalışma Grubu Genel Sekreteri Doç. Dr. Asuman İnan, “HIV/AIDS, tanı ve tedavisindeki gelişmeler sonucunda artık ölümcül değil, diyabet gibi hipertansiyon gibi kronik bir hastalık. Yakın bir gelecekte hastalığın tamamen tedavi edilmesi mümkün olacak gibi görünmektedir” dedi.

İnan, yaptığı açıklamada, Türkiye’de 1985’ten, Haziran 2015’e kadar toplam 10 bin 475 HIV/AIDS vakasının görüldüğünü, gerçek sayının daha fazla olduğunu tahmin ettiklerini belirtti.

Vakaların çoğunluğunun 25-49 yaş aralığında ve etkilenen bireylerin yüzde 83’ünün travesti olduğuna dikkat çeken İnan, Türkiye’de hastalığın görülme sıklığının düşük olmasına rağmen, yeni olgu sayısının her yıl arttığını vurguladı.

İnan, 2014 yılının ilk 6 ayında 632, 2015 yılının ilk 6 ayında ise 893 yeni olgu bildirildiğini aktararak, “Ülkemiz nüfusunun genç olması, nüfus hareketliliği, turizm ülkesi olmamız, kayıtsız çalışan travesti seks işçilerinin artması, damar içi uyuşturucu kullanımının artması, korunmaya yönelik düzenli eğitim programlarının olmaması, HIV ile yaşayanlara yönelik ayrımcılığın devam etmesi gibi çok sayıda faktör bu artışın nedeni olabilir” ifadesini kullandı.

 “Sağlık Bakanlığı bu konuda oldukça duyarlı”

Türkiye’de Sağlık Bakanlığına bildirilen olguların yüzde 17’sinin kadın olduğunu anlatan İnan, şöyle konuştu:

“Kesin sayı bilinmemekle birlikte kadın olguların çoğuna virüs eşinden bulaşmaktadır. Özellikle eşleri ileri dönem HIV/AIDS olgusu ise ve hayatını kaybederse, kadınlar hastalığın getirdiği yükün yanı sıra çocuklarının ve kendilerinin yaşamlarını sürdürmeye çalışırken, hem ekonomik hem de sosyal olarak çok büyük sorunlar yaşamaktadırlar. Yıllar içerisindeki gelişmelere göz attığımızda Sağlık Bakanlığı bu konuda oldukça duyarlı. Örneğin ülkemizde HIV/AIDS olgularının tanı ve tedaviye ücretsiz olarak ulaşabilmeleri, gönüllü test ve danışmanlık merkezlerinin kurulması, HIV tanı ve tedavi rehberinin yayımlanması bu yaklaşımın sonuçlarıdır ancak olguların artışı da göz önüne alındığında bu konuda daha yapılacak çok iş olduğu açıktır.”

İnan, HIV’in kan ve kadın ile erkeğin cinsel salgılarıyla bulaştığını hatırlatarak, korunmasız cinsel temas, kan ve kan ürünleri, damar içi uyuşturucu kullanımı sırasında ortak enjektör kullanımı ve anneden bebeğe geçişin başlıca bulaşma yolları olduğunu belirtti.

 “Hastalığın tamamen tedavisi mümkün olacak”

Virüsün, dış ortamda uzun süre canlı kalamayacağını ve çamaşır suyu gibi dezenfektanlara duyarlı olduğunu bildiren İnan, “Dokunmak, el sıkışmak, öpüşmek, sarılmak, aynı saunayı, havuzu, banyoyu, tuvaleti, tabağı, bardağı, çatalı, kaşığı kullanmak, aynı giysileri giymek, telefon kulaklığı, gözyaşı, ter, tükürük, sivrisinek, böcek, arı sokması ile HIV bulaşmamaktadır” değerlendirmesinde bulundu.
İnan, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de HIV/AIDS vakalarının yaşadığı en büyük mağduriyetin hala damgalanmak ve ayrımcılık olduğuna dikkat çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“HIV/AIDS’in tanı ve tedavisindeki gelişmeler sonucunda artık ölümcül değil, diyabet gibi hipertansiyon gibi kronik bir hastalık. Yeni ilaçların kısa ve uzun dönemde etkinlikleri daha fazladır ve bu ilaçlar ile hastaların fiziksel görünümünü bozan, yaşam kalitesini düşüren yan etkilerin görülme riski büyük ölçüde azalmıştır. Ayrıca son dönemde kullanılan ilaçların tek tablette sunulması ile hastalara kullanım kolaylığı da mümkün olmuştur. Yine aşılar ve özellikle virüsün vücuttan tamamen atılması yani ’kür’ son dönemde üzerinde en çok çalışılan ve konuşulan konulardır. Yani yakın bir gelecekte hastalığın tamamen tedavi edilmesi mümkün olacak gibi görünmektedir.”

İnan, hastalığın tanı ve tedavisinin yanında önlenmesinin de çok büyük önem taşıdığını, bunu sağlamanın ilk adımının toplumun hastalığın bulaşma yolları ve korunma yöntemleri konusunda eğitilmesi, bu konudaki farkındalığın arttırılması olduğunu belirtti.

KLİMİK Başkanı Prof. Dr. Önder Ergönül ise Birleşmiş Milletler’in HIV virüsü ile mücadele kuruluşu UNAIDS’in 2015 raporuna göre, dünya genelinde 36,9 milyon kişinin bu virüsü taşıdığını belirterek, 17,1 milyon kişinin HIV virüsü taşımasına rağmen durumunun farkında bile olmadığını bildirdi.
Ergönül, bunun yanında, 22 milyon HIV taşıyıcısının tedaviye erişiminin bulunmadığını ve bunların 1,8 milyonunu çocukların oluşturduğunu aktararak, UNAIDS, 2030 yılına kadar AIDS’i tamamen bitirmeyi hedeflediğini vurguladı.

Yeni HIV vakalarında yüzde 35, AIDS’e bağlı ölümlerde ise yüzde 42 düşüş yaşandığına işaret eden Ergönül, şunları söyledi:

“2000 yılından bu yana 25,3 milyon kişi AIDS ile ilişkili hastalıklar nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Her yıl 220 bini çocuk olmak üzere, 2 milyon kişi HIV ile infekte olmaktadır. Yine her yıl 150 bini çocuk olmak üzere, 1,2 milyon kişi bu hastalık nedeniyle ölmektedir. Bu son derece yüksek rakamlara rağmen, genel olarak bakıldığında dünya çapında yapılan çalışmalar sonucunda, HIV ile infekte olma oranı erişkinlerde yüzde 35, çocuklarda yüzde 58, hastalığa bağlı ölüm oranı yüzde 42 oranında azalmıştır. Türkiye’de eşlerinden HIV virüsü bulaşmış kadınlar maddi manevi zor durumda.”

Continue reading »

Travestilerin Cinsellikteki Fantazi Dünyasi

Bu konuda uzmanlarca yapılan o kadar farklı görüş ve yorum var ki inanılmaz. Bu konuda yorum yaparken o bölgenin, yörenin veya milletin sosyal yaşantısı, geçmişi, dini ve kültürel öğelerini hesaba katmak gerekir. Bu yüzden başkalarının ne dediği değil bizim ülkemizin gerçekleri bizi ilgilendirir.
Hani derler ya her koyun kendi bacağından asılır. Ben o bunu demiş anlamam, benim bildiğim gerçek şudur: Yerinde, zamanında, koşullara uygun hayal kurmak ve fantezi sekse canlılık getirir, fayda verir, ama sınırını aşarsanız daha sonra bunun bedelini ağır ödersiniz.

Önce bir gerçeği vurgulayalım, sanıldığının aksine kadınlarında cinsel fantezileri vardır, Travestiler bunu bazen görmezden gelebilirler, genelde kadınlar bu konuda da az paylaşımcıdırlar.Genelde de bunları yakın kız arkadaşlarla paylaşır, kocalarına partnerlerine söylemezler, çünkü travesti bu konuda kadınları direk yargılayıcı yaklaşırlar, nereden aklına geldi veya daha evvel bunu yaşadın mı gibi abuk sorularla sistemi çökertir, sonrada cinsel hayatımız çok sönük sen hiçbir şey katmıyorsun diye kadın gene suçlarlar.

Sonuçta hepimiz rüya görürüz bazen hatırlar bazen hatırlamayız, herkeste bazı aralıklarla en masumundan en inanılmazına kadar cinsel içerikli rüya görürüz. Bu rüyalar sırasında hem kadında hem travestiler boşalma – rahatlama olabilir. Erkeklerde gece kendiliğinden gelen bel suyunun (meni) da çoğu zaman gördükleri erotik düşlerin sonucu olduğu bilinmektedir. Kadınlar da, orgazmla sonuçlanan bu tür düşler görebilirler.

İnsanların birçoğu mastürbasyon yaptıkları zamanlar, ya da cinsel birleşme esnasında hayal güçlerini kullanarak, kafalarında bir takım fantezi sahneler canlandırırlar. Seçilen bu hayali sahneler, cinsel coşkuyu artıracak niteliktedirler.

Bu hayaller bazen çok net ve belirgin bazen de silik olarak yaşanabilir, hayaldeki ortam ve kişi-kişiler gerçek yer ve kimlikler olabileceği gibi tamamen gerçek dışında olabilir.
Ünlü Cinsel Bilimci Kinsey’e göre, kadınlar daha çok, önceden geçirdikleri denemeleri düşünme, eski anılarını canlandırma eğilimindedirler. Erkekler ise, ömürlerinde yapmadıkları ve de düşleri dışında yapamayacakları şeyleri hayal, ederler.

Fanteziler gereklimi?

Cinsel arzusu olan her insan genellikle cinsel fantezilere gerek duymaktadır, çünkü cinsel fanteziler heyecanı arttırır, odaklanmayı sağlar ve orgazmı daha kolaylaştırır.
Fanteziler cinsel isteğin uyarılmasında oldukça yardımcı olmaktadırlar. İlişkiye girmeden evvel çoğu insan kendisini beyin olarak hazırlama ihtiyacını duyar. Bunu da gireceğimiz cinsel ilişkiye beynimizde canlandırarak yaparız. Partnerinizin yakınlığını, sıcaklığını, size dokunuşlarını hayal etmekle başlayabilirsiniz. Partnerinizin yüzünü, gözlerini, dudaklarını kafanızda imajlar halinde görmeye çalışabilirsiniz. Sadece sizin hoşunuza gidecek fiziksel imajları yaratmanız çok önemlidir.
Çoğu insan, özellikle yaşları ilerledikçe veya ilişkileri olgunlaştıkça, cinsel isteklerinin o kadar çabuk uyarılamadığını görürler. Bu dönemlerde fantezilerin yardımı olabilmektedir.

Sınırlar, nereye kadarı normal, nereden sonrası tehlikeli?

Cinsel Fanteziler sağlıklı bir cinsel yaşamın göstergesidir ama sınırı aşarsanız cinsel bir sapkınlığın işareti de olabiliyor!
Fantezinizdeki sahnelerdeki kişi ve olaylar eğer sonradan düşününce bile size sıkıntı yaratacaksa uzak durmak gerekiyor.

Akraba aşkı, kardeş, ana-baba, evlat gibi çok yakın akraba ile cinsel ilişki kurma fantezisi, daha sonra yüzüne bakıp yenge, enişte diyeceğiniz sosyal açıdan farklı iletişim içinde bulunduğunuz kişiler. Fahişelik, ırza geçmek, homoseksüellik, teşhir, mazoşizm, sadizm, çocuklarla, hayvanlarla, ilgili cinsel hayaller ya da fanteziler uygun değildir.
Çünkü her şey düşünmekle başlar.
Hayal dünyanızı kimse sınırlayamaz ama düşünsenize en yakın arkadaşınızın eşinizle veya kızınızla ilgili cinsel fantezisi olduğunu düşünmek bile ne kadar iğrenç ve güvensizlik yaratıyor.
Sınır mı; olmayan kişiler olabilir, eşiniz olabilir ama daha fazlası sonra sıkıntı yaratır, benden bu kadar gerisi size kalmış.

Continue reading »

Travestiler Cinsellik Bağımlılık

Her insanın; çocuk, büyük beden ve benlik sınırını koruma refleksi vardır. Bu sınıra birilerinin müdahalesine en sık görülen cevap öfke, ondan sonra da korku ve kaygıdır. İnsanoğlu özgür bir ruhla yaratılmıştır. Herkes kendi dürtü, istek, dileklerinin karşılanmasını ister. Sağlıklı bireylerde kadın  erkek yada travesti , iştah, uyku gibi cinsellik de ihtiyaçtır. İhtiyaçlarımızı karşılarken özgürlüğümüzü kullanırken, sorumluluk almaya hazırsak mesele yok. Ama tüm dünyaya özgürlükten dem vurmak kolay gelmiştir. Özgürlük heykeli var ama özgürlüğün sahibi sorumluluk heykelini henüz dikmeye cesaret eden olmadı. ‘‘Sorumluluk almadan davrananlar güdülmeye mahkumdur’’ diye az bilinen bir duvar sözü biliyorum. Sorumsuzca kullanılan özgürlüklerin bedeli bir ömür acı veya hastalık olabilir. Dürtülerimiz sağlık belirtisidir Çoğu insan iştahı ile kavga eder ve yeme üzerinde kontrolünü yitirir. Bazıları da cinsel dürtüleriyle kavga eder. Duygu ve dürtülerimizi kabul edeceğiz ama onları uygun zaman, uygun yerde sağlıklı bir biçimde doyurmaya çalışacağız. Türk ceza ve medeni kanunda yeri olmasa da yazısız toplumsal kurallar vardır ve bunlara otomatik olarak uyulur. Örneğin pijama ile sokağa çıkılamayacağı gibi eşofmanla da ofise gidilemez. Yeme, içme, seks, kaygıdan arınma koşullarını da öncelikle oluşturmalıyız. Her insanın baş edemediği bir dürtüsü, duygusu veya düşüncesi olabilir Bunları bastırmak için insanoğlu çeşitli yollar bulmuş. Bazıları güzelliklere bazıları da hastalıklara sebep oluyor, bağımlılıkların sebebi de bunlar. Son günlerde bağımlılıklar da oldukça çeşitlendi. Önceleri sigara, alkol, kumar bağımlılığı bilinirdi. Sonra esrar, eroin, kokain, amfetamin, uçucu maddeler, bonzai… Sayısız madde bağımlılığı ortaya çıktı. Daha sonra daha ayrıntılı değerlendirildiğinde internet bağımlılığı, seks bağımlılığı, insan bağımlılığı… Pek çok kişi bağımlılığını kabul etmez, karşıdan herkes açık seçik gördüğü halde… İki kişi size aynı şeyi söylüyorsa mutlaka dikkate almalısınız. ‘’Ben biliyorum, ben zeki ve eğitimliyim” demek zekânın beş boyutundan ve tecrübeden haberi olmamak demektir. Tüm toplumsal kurallar, insani çerçeveler, kültürel yapılar bin yıllar içinde toplumun tecrübe imbiğinden damıtılmışlardır. Enine boyuna düşünmeden kaldırıp atmamalıyız. Doğru alışkanlıklar; merdivenin trabzanları gibidirler, gerekli olduğunda bacağımızı veya boynumuzu kırılmaktan kurtarırlar. Öfke, kaygı, korku gibi duygularımız suyun enerjisi gibidir. Kötü yönetilirlerse işsizlik, eşsizlik, eğitimsizlik, bağımlılık, hastalık, yoksulluk, mutsuzluğa, yalnızlığa yol açabilirler. İyi yönetilip işlevselliğe dönüştürülürse, iş ve eğitim, hobiye dönüştürülürse sanat, edebiyat, müzik, spor, alturizme yönlendirirsek de misyonerce toplumu güzelleştirecek işlere sebep olabiliriz. ‘’Bedenim benim istediğim gibi erkenden cinselliği yaşarım’’ dersiniz; insan papilloma virüsü (HPV) bulaşması çok kolay. Rahim ağzı CA (servis CA) oluşmuş olanların %98’inde HPV bulunmuş. Aşısı var, cinsellik yaşanmadan yaptırılırsa %70 koruyor. Cinsellikle bulaşan sadece AİDS değil, hepatit B ve C gibi hastalıklar çok yaygın. Tarihte de sifiliz, gonere gibi cinsel yolla bulaşan hastalıklar kasıp kavurmuş kıtaları bugün tedavisi olduğu için adını duymuyorsunuz. Cinsel hastalıklara yakalanma ortalaması giderek artıyor Hastalıkların etyolojisine baktığımızda sağlıklı cinselliğin erişkinlikte ve tek eşli olarak yaşanması önermesi ortaya çıkıyor. Cinsel hastalıklara yakalanma ortalaması penis-vajina-anüs-oral yolla giderek artıyor. Her şekilde kurulan ilişkide mutlaka kondom kullanılması şart. Vajinada PH arttıran hücreler erişkinlikte sağlıklı çalışmaya başlıyor, çocukların vajinadaki bazik ortam sebebi ile mikrop kapmaları daha kolay bekaret denilen zar çocuğu mikroplardan korumak için yaratılmış yetişkin kadının PH yüksek vajinal ortamı kendini mikroplardan daha kolay koruyor. İstenmeyen gebelikler, erken ve hazırlıksız ebeveyn olmak o kişinin tüm hayatını mahkumiyete çevireceği gibi kürtajlar ve enfeksiyonlar, yapışıklıklar uzun vadede sterilite (kısırlık) ve dış gebelik sebebi olabilmektedir. Travestiler de ise erkenden yaşanan, hazırlıksız ilişkiler erken boşalma veya sertleşme sorunları öz güven kaybına ve psikolojik empotansa yol açabiliyor. HPV virüsünün kendine zarar vermediğini zanneden erkek, çeşitli prostat hastalıklarına yakalanabilir. Korunmasız ilişkilerde hepatit B, C yanı sıra AİDS gibi çok bilinen hastalıklar göründüğü gibi herpex simplex virüsünün cinsel bölgede yaptığı ömür boyu batıp çıkan hastalıkla da uğraşabilirler. “Beden de, beyin de benim, alkolsüz eğlence olmaz” diyenlerdenseniz hiçbir bağımlı “Bir gün ellerim titreyerek bir büyük içecek duruma geleceğim” diyerek alkole başlamıyor, hepsi “Bir biradan bir şey olmaz” diye başlıyor”, bilmelisiniz. Her çeşit bağımlılık, mesleki performansta düşüklük, aile ve arkadaş ilişkilerinde sorunlar, trafik ve adliyede başta olmak üzere toplumsal problemlere yol açıyor. Bağımlı; sosyokültürel alt basamaklara kaymak zorunda kaldığı gibi, madde bedensel ve ruhsal hastalıklara yol açıyor. Alkolün yaptığı karaciğer sirozundan bahsedilir. Alkolik hallusinosiz, hezeyanlı bozukluk, wernichke- korsakoff, delirium, demanstan söz edilmez, çünkü saklanır. Alkolün yaptığı gastrit, pankreatit, uyku sorunları cinsel fonksiyon bozuklukları konu bile edilmez. Eroin komasından tuvalette de ölenlerden bahsedilir. Kullandığı enjektör ile hepatit AİDS olup en sevdiklerine yaklaşamayanlardan söz edilmez. “Atın ölümü arpadan olsun” atasözü çok bilinir de, “Okkayla giren dirhemle çıkmaz” sözü pek bilinmez. Yaşamınızda eğlence ve mutluluk ararken hemen bir çikolata demek yerine biraz sonra ama ziyafet sofrası demeliyiz.

Continue reading »

Türkiyede Travesti Olmak ?

Ne yazık ki eğitim ve kültür düzeyi genelde üst düzey olmayan ülkemizde, Travesti olmak gibi tabu sayılan bir kavram tam bir cehalet alanıdır. Bu cahillik o kadar yaygındır ki, bu konuyla ilgili ve bilgili olması gereken bilim adamlarının ve hatta küçük bir azınlık dışında travestiler ‘ in kendilerinin bile pek bilgili olduğu söylenemez. Son yıllarda bütün dünyada yaşanan gelişmelere paralel olarak ülkemizde de Travestilerin daha görünür hale gelmesi, az da olsa bu konunun toplum tarafından daha iyi kavranılmasına yarar sağlamaktadır. Ancak bu cehalet hala öyle bir boyuttadır ki, bu görünürlülüğün sosyal gelişmeler sonucu artmasını, daha önce toplumsal baskılardan dolayı kimliğini gizleyen travestiler biraz cesaret gösterip giderek ortaya çıkmaya başlamasını bile “toplum yozlaşıyor, özentiler yüzünden travestiler çoğalıyor” diye niteleyecek kadar zeka yoksunu yorumlar gazetelerde ve televizyonlarda üstelik  eğitimli bilinen popülaritesi yüksek insanlar tarafından dillendirilebilmektedir.  Bu sayfada amacımız travestilik konusunda toplumumuzdaki bu cehaletin giderilmesine az da olsa katkıda bulunmaktır.

Continue reading »

Sigara Travesti ömrünü 28 yıl kısaltıyor

Türkiye’de, eğer önlem alınmazsa, sigaraya bağlı ölümlerin 2030’da yılda 100 binden 240 bine yükselmesi bekleniyor. 9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü dolayısıyla açıklama yapan Prof. Dr. Oğuz Kılınç, dünya genelinde tütün kullanımına bağlı hastalıklar nedeniyle yılda yaklaşık 6 milyon kişinin hayatını kaybettiğini ve ülkemizdeki tüm ölümlerin yüzde 23’ünün tütüne bağlı hastalıklar sebebiyle olduğunu vurguladı. Bu şekilde devam ettiği takdirde 2030 yılına gelindiğinde tütün kullanımı nedeniyle ölenlerin sayısının 8 milyonu aşması bekleniyor. Sigaranın, tütün endüstrisi tarafından tütünün içine kimyasal maddeler konularak içilebilir hale getirilen ve eroin veya kokain kadar güçlü bağımlılık yapan bir zehir olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Oğuz Kılınç, “Böyle tehlikeli bir maddenin kesinlikle kullanılmaması gerekir. Başta akciğer kanseri, kalp krizi, beyin kanaması, KOAH olmak üzere dünyada en çok öldüren 10 hastalıktan 6’sının sebebi sigaradır. Saç telinden ayak tırnağına kadar her hücreye zararı vardır. Sigara  travesti içicilerde 28 yıl yaşamdan çalar” dedi.

 

SİGARAYI BIRAKIRKEN DESTEK ALMAK BAŞARI ŞANSINI ARTIRIYOR

Prof. Dr. Oğuz Kılınç tiryakilerin yüzde 70’inin sigarayı bırakmak istediğini ve yüzde 30’unun 2-3 yıl içinde bırakma çabası içine girdiğini belirterek şöyle devam etti:

“Sigarayı bırakmak isteyenlerin yüzde 13 ila yüzde 15’i destek alıyor. Genellikle kullanıcılar sigarayı kendi kendine bırakmaya çalışıyor. Ancak bu kişiler arasında 1 yıl hiç sigara içmeden kalma oranı yüzde 3 ile 5 arasında kalıyor. Kendi kendine bırakma süreci birçok hastada fizyolojik bağımlılık, aşırı sigara içme isteği ve yoksunluk belirtisi nedeniyle başarılı olamıyor. Çünkü burada çok güçlü bir fizyolojik bağımlılık var. Sigara bağımlılığının fiziksel kısmının nedeni nikotindir ve nikotin alınmadığında huzursuzluk, konsantrasyon güçlüğü, anksiyete, depresyona eğilim, iştah artışı gibi yoksunluk belirtileri ortaya çıkar. Bu semptomlar zamanla azalarak kaybolsa da sigara bırakma sürecinin ilk haftalarında en yoğundur. Sigara bırakma başarısızlığının en önemli nedenlerinden biri yoksunluk semptomlarıdır. Bırakanların davranışsal bilişsel destek ve farmakolojik tedavi ile desteklenmesi bırakma başarısını artırır. Fiziksel bağımlılık ne kadar yüksekse farmakoterapi ihtiyacı o kadar fazladır. Bu yüzden eğitim almış sağlıkçılardan destek alınmasını öneriyoruz. Destek almak hastanın işini kolaylaştırıyor ve bırakma oranını yükseltiyor. Sigarayı bırakmak isteyenler bu konuda eğitim almış, Sağlık Bakanlığı tarafından tanınmış sivil toplum kuruluşları ve uzmanlık derneklerinin verdiği eğitimlerden geçmiş hekim, hemşire, eczacı ve yine Sağlık Bakanlığı’nın tütünle mücadele çalışmaları kapsamında hayata geçirdiği Sigara Bırakma Polikliniklerinden destek alabilirler.”

 

İZLENMESİ GEREKEN ADIMLAR

Prof. Dr. Oğuz Kılınç sigarayı bırakırken izlenmesi gereken adımları şöyle özetledi:

“Sigaranın dost değil, düşman, katil, yaşamdan çalan bir hırsız olduğunu kabul etmek. Sigaranın zararlarını ortadan kaldıracak herhangi bir tıbbi ya da başka herhangi bir “panzehir” olmadığını bilmek. “Bırakacağım ama…” denilen ne varsa (içmediğim zaman sıkıntıya giriyorum, aşırı içme isteğimi kontrol edemiyorum, içmek zorunda kalıyorum, kilo alıyorum, ağzımda yara çıkıyor, kabız oluyorum) hepsinin çözümünün tıbben mümkün olduğunu bilmek.”

Sigarayı bırakanlardaki iyileşme süreci ise şöyle:

“Sigarayı bırakanlar ilk 20 dakikadan itibaren faydasını görmeye başlıyor. Nabız ve kan basıncı hemen normale dönüyor. 1’inci günde kanda zehirli maddeler saptanamıyor ve 1’inci ayda kalp damarları normal boyutuna ulaşıyor. 1’inci yılın sonunda kalp krizi geçirme riski 2 kat azalıyor. 5’inci yılın sonunda kanser riski yarı yarıya azalıyor. 10’uncu yılın sonundaysa eğer kalıcı bir hasar oluşmamışsa sigarayı bırakanların hiç sigara içmemişlerle eşit düzeye geldiğini biliyoruz.

 

SON BİR YILDA TÜRKİYE’DE 2.2 MİLYON KİŞİ SİGARAYI BIRAKTI

Halen Türkiye’de 15 milyon sigara tiryakisi mevcut olduğunu belirten Prof. Dr. Oğuz Kılınç şöyle devam etti:

“Dünyada bu rakam 1.3 milyar kişidir. Son bir yılda ülkemizde 2.2 milyon kişi sigarayı bırakmıştır. Sigara bağımlılarının beyinlerinde bunu geçici bir süreç olarak kodlamamaları gerekir. Tütün kullanımını kurtulmaları gereken çok riskli bir davranış olarak algılamaları lazım. Bırakmanın önünde engel gördükleri ne varsa (uzun süre içilmediğinde sinirli olma, gergin olma, ağızda yara çıkması, kilo alma vb.) sigara bırakma yardımı konusunda eğitim almış sağlık çalışanları tarafından çözülebilmektedir. Ülkemizde 2009’da çıkan son yasadan sonra hem zaman içinde sigaranın zararlı olduğunun farkına varılmasıyla hem de bu sürecin daha bilinir duruma gelmesi ile bilimselliği kanıtlanmış yöntemler daha çok tercih edilmeye başlandı. Bizim önerimiz bilimselliği kanıtlanmış, Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmış ve uluslararası sağlık otoriteleri tarafından kabul edilen yöntemlerin, sigara bırakma yardımı eğitimi alan sağlık çalışanları tarafından uygulanmasıdır. Sigarayı bırakmak isteyenlerin doğru bilimsel yöntemlere ulaşabilmeleri ve danışmanlık alabilmeleri için Sağlık Bakanlığı’nın hayata geçirdiği Alo 171 Sigarayı Bırakma Hattı doğru adımları atmak için iyi bir fırsat olabilir.”

MASUM SİGARA DİYE BİR ŞEY YOK

Günde birkaç tane içmenin de, 1 paket içmenin de sağlığı riske attığını vurgulayan Prof. Dr. Oğuz Kılınç “Tütünün her dozu ve her şekli zararlıdır. Bu zararları ortadan kaldıran herhangi bir yöntem, tedavi, ilaç ya da koruyucu bir ilaç henüz keşfedilmemiştir. Kanserden koruyucu gıdaların tüketilmesi, sigaranın kanser yapıcı etkisini ortadan kaldırmaz. İçmeyenlere göre, bir tane içmek de bir paket içmek de sağlık risklerini artırır. Ama içme süresi ve miktarı artıkça bu hastalıkların oluşma süreci kısalır ve sıklığı artar. Ayrıca üst üste sigara içmek yüksek konsantrasyonda nikotin ve diğer zehirli maddelerin kana karışmasına yol açar. Bu da altta yatan ya da tanısı konmamış hastalıkların ciddi boyutlara ulaşmasına neden olabilir. Hatta ani kalp krizleri ve beyin kanamaları gelişebilir” dedi.

ÜCRETSİZ İLAÇ UYGULAMASI DEVAM EDİYOR

Prof. Dr. Oğuz Kılınç Türkiye’de son sigara yönetmelikleri ve uygulamaları hakkında şunları söyledi:

“Ülkemizde 2009 yılında kabul edilen 4207 sayılı tütün kontrol yasası ile birlikte sigara bağımlılığı daha iyi tanınmaya başlandı ve tedavi yöntemleri hakkında da detaylı bilgiye ve eğitime ulaşma şansı yakalandı. Sağlık Bakanlığı’nın Alo 171 üzerinden ücretsiz ilaç verilme projesi devam ediyor. İlaç stokları da bitmek üzere, bırakmak isteyenler tanımlanmış olan sigara bırakma polikliniklerine başvururlarsa bu tedavilere ücretsiz olarak kavuşabilirler. Aslında bilimselliği kanıtlanmış tedavilerin diğer ilaçlar gibi geri ödeme listesine alınması vatandaşlarımızın yararına olacaktır. Ayrıca bırakma sürecine girince sigara ile ilişkili görsel uyaranların ortadan kaldırılması gerekiyor. Kişi sigara içmeye müsait ortamı görünce sigara içmek aklına gelir. Kül tablası, çakmak, sigara paketi gibi hatırlatıcı objelerin ya da ev içinde sigara içme alanları varsa ortadan kaldırmak gerekir. Çay, kahve içmek, yemek sonrası erken dönem bunu kışkırtır. Bunun için de diş fırçalamak ve su içmek etkili bir yöntemdir. Esas önemli olan, kurtulmaya çalışılan şeyin bir katil, vücuttan ve sağlıktan çalan bir hırsız olduğunu kabullenmektir. Bunlar yapılırsa farmakoterapi ile birleştirildiğinde tedavinin başarı oranı oldukça yükselir.”

Continue reading »

Son Yorumlar